31 Ağustos 2009 Pazartesi

DALDAN DALA

DALDAN DALA


Efendiiiim, hoş geldim sefa geldim, nerelerdeydim bir bilsen günlükçüm. Şimdi çatlama da en baştan anlatıverem. En birincisi ve benim açımdan en üzücüsü artık bilgisayarım yok. İnternet kafeler de sana zaman ayırabileciim, sen de artıkın kusura neyim kalmayaceksin baştan anlaşmıştık. İkinci şubeyi açıyoruz ya günlükçüm, ay dur kız sen onu da bilmiyorsun biz işyerinin ikinci şubesini açıyoruz pek bi yakında, işte onun telaşesi girdi araya, sonracıııma iftar yemekleri girdi araya.

Biliyosun bi yemek sözüm vardı koşan kaplumbağalara onu yerine getirdim, aklım da ‘gitti paracıklar’ sözü seyr-ü sefer ederken, dedimki dedim amannnnnnn dünya malı boş ver kızım ye, iç, gez, toz, hayatını yaşa, bas bas paraları leylaya, bidaha mı gelcen dünyaya demi heç dedim.

Şimdi günlükçüm konudan konuya, daldan dala atlayıvercem sen bi zahmet toparlarsın artık işin ne?, ne diyodum, heh, dün iş yerime iki tane hatun kişisi geldi, iyi, hoş, güzel, dediler aşıdan geliyoruz. Sen de git yaptır. İlerde bebelerin için, sağlıklı nesiller için gerekli dediler. İyimiş dedik gittik bugün aşımızı olduk, oldukta anacım bu nasıl bir eziyettir böyle kolum kıpramaz oldu. Ağrı tüm vicudumu bilfiil işgal etti.

Neyse işyerime geldim, demez mi büyük büyük patron kişisinin küçük küçük küçücük oğul kişisi ‘işler sıkışık temizliği siz yapıverin’ dedim şunun ağzının orta yerine sumsuğu bi çıkattır fukara sümüğü gibi yapışsın karşı duvara. ( tabi içimden dedim) Bir de bu kol ağrısıyla temizlik yaptım ya tadımdan yenmem artık. Neyse hadi daha iftara yetişecem anlatacak çok şey var da, sen daldan dala, daldan dala oldun evladım evladım, ben gideyim de ümüğüme iki lokma bişey gitsin.

Hadi özle beni, gittim ben. Mucukus.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder